Manzaranın ve ışığın ressamı

Seray Şahinler –  Sisli, puslu, dalgalı, fırtınalı ya da dingin, güneşli manzaralar… Almanya’da şu sıralar manzaranın ve ışığın ressamı, İngiliz sanatçı Joseph Mallord William Turner’ın kapsamlı bir sergisi düzenleniyor. Manzaranın resim tarihindeki yerini yeniden yazan Turner’ın (1775-1851) eserlerinden oluşan seçki Münih’teki Lenbachhaus ve Kunstbau’da ziyarete açıldı. Karin Althaus ve Nicholas Maniu küratörlüğünde gerçekleşen sergide Londra’daki Tate Britain’den getirilen 40 eser ve 40 sulu boya eskizi var. Turner erken yaşlardan itibaren akraba ziyaretlerinde, Galler ve İskoçya’ya yaptığı gezilerde gördüğü manzaraların etkisinde kalmış ve her şeyin resmini çizmiş. Eskiz defterleri, yağlı boya tabloları ve kâğıt üzerine çalışmaları Turner’ın sanat yolculuğundaki günlüğü gibi. “Three Horizons“ adlı sergi de Turner’ın hayatı boyunca
sergilenen ve sergilenmeyen eserleri karşılıklı olarak kurgulanmış.

Modernitenin öncüsü

Sergide yer alan 1798 tarihli en erken işi “Caernaryon Castle” ile 1802 “Grenoble Seen from the River Drac with Mont Blanc in the Distance” Turner’ın yaşamı boyunca atölyesinden hiç çıkmamış olan İsviçre’den motifler içeriyor. Fakat sanatçının yaşarken sergilenen tablolarına baktığımızda manzaranın yaratabileceği yanılsamalar ve görünen ardındaki görünmeyenlerle ilgili resimleri izliyoruz. Kimi manzaralar sanatçının ziyaretlerindeki gerçek mekânları yansıtsa da bazıları onun zihninde üretilmiş illüzyon hissini veriyor. Turner seyirciyi bu girdabın içine çekip kendi renklerinin ve gölgesinin büyüsüne kaptırıyor. Küratör Karin Althaus, Turner için “Işığın atmosfere yaptığı şeyin önemli olduğunu anlayan ilk kişilerden biriydi” diyor.

Turner’ın resimlerinin belgeselden öte kendi disiplinlerarası dokunuşuyla yeniden yorumlandığını görüyoruz. Sanatçı doğayı, bilimi ve tarihi birleştirerek katmanlı bir “manzara” sunuyor.

Turner evreni

 Fakat tablolar sadece görünenden ibaret değil; “The Harbour of Brest”, “Three Seascapes”, “The Fall of Anarchy”, “Venice Quay, Ducal Palace” gibi resimlerde “manzaranın ardında” sanatçının mimari, mit, resim, analitik ve peyzajdan beslenerek kendi değerleriyle kurduğu bir başka “Turner evreni” var. Tarihsel olaylar ve mitler de sanatına yansımış. Turner’ın zaman içinde değişen manzaraya yaklaşımı ve kurgusunu takip eden tablolar ne yapmak istediğini en başından beri bilen istikrarlı bir ressamın portresinden de ipuçlarına sahip. Geleneksel temsilin sınırlarını zorlayan sanatçı soyutlamanın öncülerinden biri kabul ediliyor. Modernizmin baskın olmadığı bir dönemde modernitenin öncüsü oluyor.

Lenbachhaus bu sergiyle sanatçının kendini nasıl yetiştirip icat ettiği ve imajını nasıl geliştirdiği sorusunu araştırıyor. Turner’ın eserlerinin İngiltere’nin dışına pek çıkmadığını bu yüzden Münih’teki serginin biricikliğini de eklemek gerek. Ücretsiz sergi 10 Mart 2024’e kadar açık olacak.

Bir fırtına tuttu bizi

Kariyerinin başından beri kamuoyunda beğeniyle karşılanan, eleştirmenlerin övgüsüyle geniş müşteri kitlesi yakalayan Turner’ın dönüm noktası onu aynı zamanda sanat tarihinin en meşhur ressamlarından biri kılan “Snow Storm” adlı tablo ile oldu. 1842 tarihli tabloda kar fırtınasına yakalanan bir çarklı vapur tasvir ediliyor. Tuner bu resimle âdeta fırtınayı koparıyor.   

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*